fbpx
 

Zamanı Yaşamak

Zamanı Yaşamak

Zaman, ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik. Tanımını yapsak dahi ne soyut bir kavram.

Hızlı olan zaman mı, yaşantılarımız mı? Son zamanlarda hemen herkesten duyduğumuz, hepimizin söylediği sözlerden yola çıkarak bu soruyu soruyoruz.

“Zaman çok hızlı geçiyor.”

“Günler çok çabuk ilerliyor.”

“Hafta nasıl bitti anlamıyorum.”

Peki bu durum bizimle mi alakalı yoksa bizlerden bağımsız olarak gerçekleşen, zamanla alakalı bir değişim mi? Oysa 1 dakika hala 60 saniye, 1 saat 60 dakika ve 1 gün 24 saat. Bize yetmeyen ne? Bitmeyen tüketim çılgınlığı olabilir mi? Her yeni çıkan teknolojik aleti almaya çalışmak, alışveriş merkezlerini doldurmak… Yetmeyen bir şeyler var. Bunlar da yetmeyince zamanı tüketmeye başlıyoruz. Geleceğe yönelik planlar yapıyor ve haftalar aylar sonra gerçekleşmesini beklediğimiz şeyler için zamanı koşturuyoruz. Durup biraz soluklanmamız gerekmiyor mu? O beklediğimiz şey, olay ya da her neyse gelecek ve mutlu bir ansa bu çabucak geçecek. Çünkü zaten bizim elimizde olmadan zaman geçip gidiyor.

“Anlık” süreçler hala aynı. Sevdiğimiz birinin gelmesini bekliyorsak geçmek bilmeyen, sınavdaysak çabucak geçen anlar. Arkamıza yaslanalım ve biraz düşünelim, zaten geçmekte olan zamanı koşturmanın ne yararı olabilir? Evet zaman geçiyor, genellikle hızlı geçiyor. Bugün dün oluyor. Yarının olup olmayacağının garantisi yok. O halde en kıymetlilerimiz şimdiki zamanımız. Onu da en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. En güzel yemeği şu an yapmalıyız, en verimli şekilde dersi şu an çalışmalıyız, anlatmalıyız; her ne iş yapıyorsak o an en iyisini yapmaya çabalamalıyız. Hayatımız “an”lardan ibaret. Şimdi zamanı tüketmeyi bırakıp yaşamaya başlayalım.

Azize COŞKUNTUNCEL