fbpx
 

Tüm zamanlara ait “Müzik”

Tüm zamanlara ait “Müzik”

Bir ses evreninin içine doğuyoruz aslında. Bu dünyaya ait olduğumuz zamandan beri hep iç içe yaşıyoruz ritimle, müzikle, sesle… Daha dünyaya gelmeden annemizin  kalbinin ritmini dinliyoruz usul usul. Gözlerimizi açtığımızda dünyayı, doğayı… Algıladığımız seslerle hep bir etkileşim halinde oluyoruz tüm zamanlarda.

Uygarlıkların en anlamlı göstergesi bilim ve sanat olduğuna göre Konfüçyüs’ün müzik hakkındaki düşüncelerini yinelemekte fayda var. “Bir ülkenin doğru yönetilip, yönetilmediğini ahlak açısından yücelip, yücelmediğini anlamak istiyorsanız o ülkedeki müziğin düzeyine bakınız.” O kadar doğru ki bunu tüm zamanlarda düşünün derim.

Kıymetli atamız, değişim ve müzik arasında kurduğu bağı TBMM’yi açış nutkunda şu şekilde ifade etmiştir: “Bir milletin yeni değişikliğinde ölçü musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.” Yine atamızın kıymetli bir başka söylevi ise şu şekildedir: “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz.” Bunu da tüm zamanlarda düşünmenizi rica ederim.

Kısacası; müzik her zaman bizleri iyileştirdi, zaman içerisinde geliştirdi. Bazen dinlediğimiz müzikler bizleri çok güzel yolculuklara çıkardı. Her ana ve her anıya götürdü. Bazen ‘”Yalnızlık yetiştiricidir.” sözünü bir enstrüman çalarak tamamlattı. Bir enstrümana başladıysan artık yalnız değilsindir. Müzik seni seven kalabalıklar demektir. Bu tüm zamanlarda böyledir.

1787 yılında Mozart Beethoven için şöyle demiştir: “’Bu çocuğa dikkat edin, onun önünde bütün dünya ayağa kalkacak.” Doğrusu yanılmamış! 1700’lere ait bir sanatçıyı çoğumuz hala dinliyor ve sanatının ne kadar güçlü olduğu biliyoruz. 1700’lerde kalan bir Dede Efendi’yi, bir Beethoven’i seven kalabalıklarız biz. Yaşamımızda hep sanat olsun. Sanat dolu yıllarımız olsun. Çünkü, sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur diyen atamız yanılıyor olamaz.

 




444 3 725