fbpx
 

Öz Güven

Öz Güven

Zihnimiz, dünyaya geldiğimizde henüz kapağı açılmamış tertemiz bir defterdir. İlk sayfaları anne ve babalarımız doldurur. Geldiğimiz andan itibaren algılarımızla zihnimizi doldurmaya başlarız. Bizleri iyiye, kötüye, doğruya, yanlışa, güzele, çirkine hazırlarlar. Ancak ebeveynlerimiz bu sayfaları doldururken bizim de aklımız karışır.

Öz güven, kişinin kendine güvenme duygusu olarak tanımlanır. Öz güvenin de kendi içinde bir dengesi vardır. Fazlası da eksiği de mutsuzluk getirir.
Öz güvenin oluşmasının temelinde çevreye güven duygusu vardır. Ebeveynleri tarafından yeterli sevgi ve ilgiyi görmüş, gerekli ihtiyaçları karşılanmış çocuklarda çevreye güven duygusu oluşur. Keşfetmeye ve sorular sormaya başlayan çocuğun karşılığında aldığı cevap ve tepkiler öz güven oluşumunun temelini atar. Ardından kendini mutlu ve değerli bir varlık olarak hisseder.

Bizlerin “Aman öz güveni yüksek olsun” derken kaçırdığımız bir denge var. Çocuklarımızın her istediğini istediği zamanda yapmak, sorumluluklarını maddelerle kazandırmaya çalışmak, istemeden vermek, oyunlarda bilerek yenilerek her oyunu kazanmasını sağlamak, ağlamasın, üzülmesin diye istediğini yapmak, işlerimizi yaparken rahatsız etmesin diye her şeye göz yummak vb. bazen bilerek, bazen farkında olmadan yaptığımız hatalar… Bu hatalar çocuklarımızı bencil, paylaşımı bilmeyen, kaybetmeyi hazmedemeyen hale getirebiliyor. Bunların çocukluk döneminde pekiştirilmesi maalesef olumsuz kişilik oluşmasına sebep olabiliyor. O nedenle bizlere, ebeveynlere çok büyük görevler düşüyor. Çünkü, ilk eğitim evde başlıyor. İlk kişilik adımları evde atılıyor. Önce çocuğa yeteri kadar ilgi ve şefkat gösterilmelidir ki çevresindeki kimsenin sevgisini kıskanmasın. Çocuklarımız bizim için dünyanın merkezi iken çocuğumuzun bunu hissetmemesini sağlamalıyız ki hayatı boyunca çevresinde bu beklentiyle hayal kırıklığı ve üzüntü yaşamasın.

Çocuklarımızın hayatını çok fazla kolaylaştırmamalıyız. Onları halledebileceği küçük sorunlarla karşılaştırmalıyız. Çözüm üretmeyi, düşünmeyi, yaratıcı olmayı öğrenebilmeliler. Sorumluluklar vermeliyiz, ancak sabredip yapmasını beklemeliyiz. Onlar adına düşünüp karar vermemeliyiz; ortak kararlar almalıyız, aldığımız kararlarda istikrarlı davranmalıyız. Hayatları boyunca yanlarında olamayacağımızı düşünmeli, kendi başlarına kaldıklarında hayatlarını idame edebilmeleri gerektiğini unutmamalıyız. Küçük yaşlarda sorumluluk vermeden ve kolay bir hayat sunarken ilkokul yıllarında yüksek sorumluluk içinde, yüksek akademik başarı bekliyoruz. Çocuklarımızın öz güven oluşmasında ortam hazırlamıyorken bir anda aşırı sorumluluk almasını, bir anda büyümesini, bir anda üretken olmasını istersek bocalayan çocuklarımız olur. Lütfen aşırı korumacı tavırlardan kaçınalım. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı bireyler olmalarını sağlayalım.

Sağlıklı, mutlu ve başarılı bir gelecek için sorumluluk sahibi, öz güveni yüksek bireylere ihtiyacımız var. Çocuklarımızın varlığıyla gurur duyarak yaşayacağımız mutlu günlerimiz olsun.

“Hayatınızın hikayesini yazarken, kalemi başkasının tutmasına izin vermeyin.”
Harley Davidson



444 3 725