fbpx
 

Okumak ya da Okumamak İşte Bütün Mesele Bu!

Okumak ya da Okumamak İşte Bütün Mesele Bu!

Okumak, insan için en kolay ve etkili öğrenme yoludur. İlkokul sıralarında başlayan eğitim süreci, tüm yaşam boyu devam eder. Üniversite bitirilip son nokta konulsa da kişinin kendini eğitmesi, dünyayı ve yaşamını gözlemlemesi, karşısına çıkan değişimlere ayak uydurması, tecrübelerden ders alarak kendini geliştirmesi de, yaşam okulunun adı konmamış sınıflarıdır.

Ünlü İngiliz Şair Lord Byron’ın “Bir damla mürekkep, bir milyon kişiyi düşündürebilir.” sözlerindeki gibi bizleri düşünen, sorgulayan, çalışan ve üreten yapan yol, okumaktan geçer. Yolun sonunda bilgili ve iyi insan olmak varsa neden olmasın?

Eğitimin en zoru olan bu “Yaşam Okulu”nda başarı, zorlukları yenme ve engelleri aşma gücü kitap sayfalarından bizlere göz kırpar. Yalnızca başarı ve güç değil; kendini tanımanın, doğru yolda yürümenin sırları da kitap sayfalarında gizlidir.

Okuduğumuz bir kitap bize önce yazarın düşüncelerini yansıtır. O düşünceler üzerine yeniden düşünmek, başkaları ile tartışmak, onları kabul etmek ya da reddetmek beyni düşündürür, yorar ama bir o kadar da geliştirir.

Okuma alışkanlığı, pek kolay elde edilmez. Bunun için sabır ve kararlılık gerekir. Günlük yaşamda ise televizyon izlemek, sanal ortamlarda oyun oynamak, sohbet etmek, filmler izlemek varken okumayı bir kenara atmak çok kolay ve çekici bir yoldur.

Voltaire, “Okumayı öğrenmek, sanatların en gücüdür.” der. Okuma alışkanlığı elde etmek için gerçekten kişinin kendini sıkı bir kontrol altına alması, günlük okuma programları yapması gerekir. Okumak insanı manen besler, bilgi ile güçlendirir. Hayatın zorluklarına karşı uyarır, eğitir.

Bilgi çağında yaşıyoruz; bilgi artı düşünme ve yenilikleri çalışıp üreterek yaşama geçirmek başarıyı getirir. İngiliz bilimci ve devlet adamı Bacon: “Bilgi güçtür.” demiştir. Ekonomide, bilimde, sanatta, sporda, sosyal yaşamın her dalında, politikada ve ülke yönetiminde güçlü ve ileri ülkelerde, okuma oranlarının çok yüksek olduğunu görürüz.

Öğrettikleri kadar, kitap bize yaşamı tanıtır ve sevdirir. Kelime hazinemizi zenginleştirir, konuşma yeteneğimizi geliştirir. Bunların sonucunda da, insan ilişkileri daha gelişir ve sosyal karakter kazanılır. Daha zengin kelime dağarcığı, daha geniş düşünme yeteneği sağlar ve ufkumuzu açar. Hayal gücümüzü yükselttiği kadar, karar verme yeteneğimizi de geliştirir.

Okumak başarının ilk adımıdır. Doğru düşünmek, doğru plan yapmak ve doğru çalışmanın da anahtarıdır. UNESCO’nun okuryazarlık tanımı, “Değişik türdeki yazılı kaynakları, kayıtları kullanarak tanımlama, anlama, yorumlama, bir araya getirme, iletişim kurma ve hesap yapma yeteneği” şeklindedir. Okuryazarlık, okuma ile kazanılan bilgi ve beceriyi yaşamda etkin olarak uygulamakla hak edilir.

Teknolojinin böylesine baş döndürücü bir hızla ilerlediği günümüzde boş boş oturarak, donuk gözlerle dünyayı izlemek bize yakışmaz. Okumayı yaygınlaştırırken, okuryazar sayısında da dünya ülkeleriyle yarışacak bir düzeye erişmeye çaba harcayalım. Ancak böylece çocuklarımıza ve torunlarımıza zengin bir bilgi ve kültür birlikteliği ile daha uygar bir gelecek bırakabiliriz.

Ahmet Tatar