fbpx
 

Kurak(Hasta)lık

Kurak(Hasta)lık

Hoş geldin Covid-19 bebek.

Salgın bir hastalığın ortasında, pek de tekin olmayan bir sandalda sürükleniyor insanlık. Hem de bir yılı aşkın bir süredir. Kimse de kara göründü diye bağıramıyor üstelik.

Kara veba, suçiçeği, kolera salgını, veba iki, tifüs salgını, veba üç (vefalı veba dönüp dolaşıp geliyor) İspanyol gribi derken azaldıkça azaldık.

Salgın hastalıkların sonuncusu Covid-19’la boğuştuğumuz yetmiyormuş gibi yeni salgını öngörenler var.

YENİ SALGIN GÖRÜNDÜÜÜÜÜ!

Peki bu öngörünün kaynağı ne biliyor musunuz?

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Dünya’nın tamamını etkileyen Dünya sıcaklığının artması ya da düşmesi geniş çaplı iklim değişikliklerine neden olmaktadır.
2015 yılında pek çok ülkenin imzaladığı Paris Anlaşması çerçevesinde iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin engellenebilmesi için küresel ortalama sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme göre en fazla 1,5°C olması hedeflenmiştir. Halihazırda bu 1,5°C’lik sınırın yaklaşık 1°C’lik kısmına ulaşılmış durumdadır.
Ürettiğimiz her bir ürün, havaya saldığımız her bir gaz  yani insanoğlunun Dünya üzerinde tüketim adına ne varsa yaptığı, Dünya’nın dengesini yerinden oynatmaktadır.

Peki bunun salgın hastalıklarla ne ilgisi var?

Çoooooook uzaklara dikelim gözümüzü mesela kutuplara. Yaşanan iklim değişikliği nedeniyle buzullar inceden inceden eriyor. Buzullarda hapsolmuş tehlikeli virüsler ise sulara karışıp taa ayağımızın dibine kadar gelmekte.

Yani sayın okuyucular, kimse yarasa yemese, herkes sağlıklı beslense dahi pandemilerle boğuşacağız.

Bir başka neden ise iklim değişikliği nedeniyle yaşanan yüksek sıcaklıklar, değişen yağış  rejimi ve yüksek nem su ve yiyeceklerle bulaşan hastalıkların hızla yayılmasına neden olmaktadır. Taşınan hastalıklar nedeni ile her yıl 1.1 milyon, ishalli hastalıklar nedeni ile de 2.2 milyon insan hayatını kaybetmektedir. Araştırmalar, 2030’a kadar Afrika’da 170 milyon insanın sıtma riski ile, 2080’e kadar da tüm dünyada 2 milyar insanın eklem ağrısı riski ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

Hani okyanusun ortasında bir sandalda insanlık demiştik ya işte o sandal su almaya başladı. Bunu, iklim değişikliğini hızlandıran atalarımız, atalarımızın yolundan giden bizler yaptık.

Çözümü ise çok basit; BİZE KİTLESELLİK GEREK. Kitleler halinde TUTUŞMUŞÇASINA en acilinden Dünya’ya verdiğimiz zarardan vazgeçmeliyiz.
Ne yapabilirim?

Birçok şey. BM Hükümetler arası İklim Değişikliği Panel’i (IPCC), bireysel adımlar atılmadığı sürece dünyanın gaz emisyonu hedeflerine ulaşmasının mümkün olmadığını söylüyor.

IPCC yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

Daha az kırmızı et, süt, peynir ve tereyağı satın alıp daha çok yerli üretim gıdalar tüketin, gıda atıklarını azaltın.

Seyahat yöntemlerinizi değiştirin. Elektrikle çalışan otomobiller kullanın ama kısa mesafeyse yürüyün veya bisiklete binin. Uçaklar yerine trenleri, otobüsleri kullanın.

İş için seyahat etmek yerine, video konferansla iletişim sağlayın.

Yıkanan çamaşırları kurutma makinesine atmayın, çamaşır ipinde kurutun.

Evlerinize yalıtım sistemi kurun.

Her tüketim ürününde düşük karbon talebinde bulunun.

ÇOK GEÇ DEĞİL. Umutsuzluğa kapılmak için henüz çok erken. Bizler bu zarardan dönebiliriz, sadece bugünden bile başlayarak…

EZGİ ÜNAL
Sinif Öğretmeni




444 3 725