fbpx
 

Küçük Prens Üzerine Birkaç Şey

Küçük Prens Üzerine Birkaç Şey

Kitabı psikolojik açıdan değerlendirsek ne olur?
Yazar, kitabı kendini çözümlemek adına yazdıysa?
Ya kitap bir özeleştiri ise?

Yazar, bir gün uçak kazası geçirir. Travmatik olay sonrası sarsılırken ve kendini tamir ederken, Küçük Prens’le yani içindeki çocukla tanışır. Kitaptaki Küçük Prens karakteri Antoine de Saint-Exupéry’nin masumiyetini simgeler.
Masumiyetini hatırlamaya başlayan yazarımız, çocukluğunda aslında önemli olan neydi, onu konuşur benliğiyle.
Küçük, dikenli, kırmızı bir güle olan aşkı; gün batımına hayranlığı, yıldızlara olan merakı ve daha birçok şeyle ilgili sohbet eder Küçük Prens ile pilot.

Küçük Prens’in gezegenlere yolculuğu aslında yazarın kişiliğinin keşfidir bu zamana kadar düşünmediği.

Benlikleri ya da kişilik özellikleri diyelim, kendi gezegenlerinde yaşıyor ve tek başınalar çünkü hiçbir özellik yanında başkasını barındıramıyor.
Bir sarhoş asla hesap yapamaz. Mantıklı bir kral asla kendini beğenmiş olamaz. Bir işçiden (bekçiden) zaten kral olmaz. Ve masumiyetin hiçbirinin yanında yeri yoktur. Bu yüzden Küçük Prens yazarın karakteristik özellikleriyle tanışır, yanlarında barınamayacak kadar meraklı, açık görüşlü ve cesur olduğundan prensimiz en sonunda hepsine elveda der.

Yazarın içindeki masumiyetin simgesi ona çok önemli bir şeyi hatırlatmıştır:
İnsanları tanımlayan şeyler, rakamlar olmamalıdır.
İnsanları biz gerçekten tanıyamıyoruz. Çünkü en gizinde neler beslediklerini bilemiyoruz. Hep tanışma oyunları oynuyoruz okul başladığında. “Kaç yaşındasın, adın ne, ailenin meslekleri neler?” gibi sorularla çocuklara “güya” birbirini tanıtıyoruz. Aslında, onların üzerindeki etikete bilgi işliyoruz o kadar.

Size bildiklerinizi hatırlatacağım, lütfen bana kulak verin.
İnsanı biricik yapan şeyler:
Sevdikleri ve sevdiklerine karşı tutumları; heyecanlandıkları, düşünü kurdukları, korktukları ve korkuya verdiği tepkilerdir.
Biz tanışma oyunlarımızı güncellemeliyiz. Hem de tutuşmuşçasına en acilinden.

Şunu da eklemek istiyorum. Çok sevdiğim bir şarkının bir cümlesi şöyle diyor:
Ne aldığına değil ama ne verdiğine dikkat et. Büyürken eklediğimiz o duruşlar var ya işte onlar başlangıç noktamızı, kişiliğimizdeki o sihirli dokunuşları unutmamıza ve küçücük bir gezegende hapsolmamıza neden oldu.
Hepimizin içinde bir Küçük Prens var ve ona elveda dememize gerek yok.
Çünkü büyümek bu değil.

Ezgi Ünal

 



444 3 725