fbpx
 

Kraliçe Çok Yaşa

Kraliçe Çok Yaşa

Yakın zamana kadar ekranlarda da görebildiğimiz, zarif şapkasıyla, bizleri gülümseyerek aydınlatan Muazzez İlmiye ÇIĞ, 20 Haziran 1914 Bursa doğumludur. Kırım’dan göçüp gelen bir ailenin, savaşın en kızgın olduğu zamanlara doğmuş ilk çocuğudur Muazzez Hanım.

Savaş yıllarında bir süre Çorum’da da yaşayan bu efsane bilim insanı, ömrünü Anadolu tarihine adamıştır. Millî mücadele yıllarındaki yokluğu görmüş, Anadolu tarihinin baştan yazılışına şahit olmuş bu bilim insanı, Sümer ve Hitit kültürlerinin dünya çapında en önemli araştırmacılarından biri, belki de en iyisi olmuştur.

Babasının ona verdiği “İlmiye” adını pek kullanmasa da yaptıklarıyla, kendine edindiği misyonuyla ve elbette bizlere bıraktıklarıyla adının hakkını vermiştir.

Atatürk’ün emriyle kurulan Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde Sümeroloji bölümünü tamamlamıştır. İstanbul Arkeoloji Müzesinde 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice KIZILYAY ve Nazi Almanya’sından kaçıp Türkiye’ye gelen Dr. F.R. Kraus ile müzenin deposundaki, dünya tarihi için de büyük önem taşıyan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış tabletleri aydınlatmıştır.

İlklerle ve başarılarla dolu çalışma hayatı 1972’deki emekliliğine rağmen devam eder. 1988’de Philadelphia’daki Asuroloji Kongresine katılır. Prof. Kramer’den 1990 yılında çevirdiği “Tarih Sümerlerle Başlar” adlı eser, Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanır. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine “Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk” adıyla çocuklar için bir kitap yazar. Bu kitabı Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan pek çok kitap takip eder.

“Son Sümer Kraliçesi” olarak anılan Muazzez Hanım, İstanbul Üniversitesinden fahri doktora ünvanına sahiptir. Aldığı pek çok ödül ve övgünün yanı sıra “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçuyla yargılandığı da olmuştur. Bu süreçte “Hapse de girsem ülkemi Avrupa’ya şikâyet etmem.” diyecek kadar da vatanseverdir.

Müzede çalıştığı dönemde 74 bin tableti kapsayan bir “Çivi yazılı belgeler arşivi” meydana getirmiştir. Bu muazzam çalışma ile tabletlerin gün yüzüne çıkarılması, dünya tarihini de değiştirir. Batı dünyasında bütün kültürlerin kaynağı olarak Yunanlılar görülmektedir. Ancak ”Muazzam Muazzez” ve çalışma arkadaşlarının aydınlattığı tabletlerle Sümerlerin çok daha eski bir medeniyette olduğunu ve Yunanlıların Sümerlerden etkilendiğini görürüz. Sümerlerin sayı sistemleri, geometri, astronomi ve devlet yapılanması gibi pek çok alanda sahip olduğu bilgi, bugün hala kullanılmaktadır.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğü, tarih bilinciyle başlar. Atamızın öngörüsüyle kurulan Asuroloji bölümünde yetişen bu birkaç kıymetli bilim insanı ülkemizin kültürel kalkınmasına bir ömür hizmet etmiştir. Ülkesine bir borç bildiği çalışmaktan başka bir şey düşünmeyen bu güzide hanımefendi, hala Atatürk’e olan vefa duygusuyla öğrendiklerini, yaşadıklarını, gördüğü yokluğu ve mücadeleyi yeni nesillere anlatma çabasındadır. Biz de ”Son Sümer Kraliçesi”ne uzun ve sağlıklı ömür diliyor, varlığı ve ülkemize katkıları için şükranlarımızı sunuyoruz.

Zeynep ÇETİNKAYA

Türk Dili ve Edebiyatı