fbpx
 

Hasankeyf’e Sadakat ve Kentsel Arkeoloji

Hasankeyf’e Sadakat ve Kentsel Arkeoloji

Hasankeyf’e Sadakat ve Kentsel Arkeoloji

Yaklaşık son 20 yıldır Doğa Derneği, Atlas Dergisi gibi pek çok sivil toplum örgütünün bizlere, dünyaya duyurmaya çalıştığı, gerçekleşmemesi için didindiği yıkım başladı.

Geçtiğimiz hafta 12 bin yıllık tarihi dozerlerle yıkmaya başladılar. Evimizde 100 yıllık bir ata yadigarı olsa gözümüz gibi bakarız. Antika deriz, maddi manevi değerli deriz, başkalarına göstermekten bile sakınırız. Dede yadigarı bir tabanca, ananeden kalma bir dantel örtü… Ama Anadolu’ya, binlerce yıllık tarihine, evimize aynı sadakati gösteremedik.

Yapımı neredeyse tamamlanan Ilısu Barajı nedeniyle sular altında kalacak Hasankeyf. En fazla 50 yıl sürecek bir proje için yerle bir edilen tarihtir Hasankeyf. UNESCO’nun on dünya mirası kriterinin dokuzunu birden sağlayan dünyadaki tek yerdir Hasankeyf. Dicle vadisinin 12 bin yıllık geçmişi, Anadolu’nun kimliğidir Hasankeyf.

Hasankeyf için bir müze kuruldu. Taşınabilir olan bazı yapılar ve eserler bu müzede toplanmaya başlandı. Hatta kapsamlı bir kütüphane de oluşturuluyor. Ancak bunlar yetmez. Tarih kendi toprağında, tüm yaşanmışlığıyla sergilenmeli, yıkılmamalı! Aksine, en çok onlar korunmalı.

1950’lerden itibaren Halet ÇAMBEL’in ömrünü verdiği, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi tüm bürokratik engellere rağmen ülkenin tamamlanmış ilk açık hava müzesidir. Çambel, baraj yapımı, sanayi ve tarım gibi gelişim projeleriyle yok olma tehlikesindeki tarihi korumak ve halka açmak için öncelikle Çukurova bölgesinin ‘kültür envanteri’ni çıkarır. Bu çalışmayla birlikte Adana’nın tarihi çekirdeğini oluşturan Tepebağ Mahallesi tümüyle taranarak belgelenir. Adana’nın ilk yerleşim yeri olan Tepebağ Höyüğü üzerindeki tüm evler, tarihi yapılar kayıt altına alınır. Ancak sonrasında yaşanan aksilikler, ilgisizlikler ve son olarak 1998 depremindeki hasar nedeniyle kayıt altına alınan yapıların çoğu yıkılır.

Halet ÇAMBEL, gelişimin kültür varlıklarına rağmen değil, kültür varlıkları ile bütünleşerek olmasını gerektiğini savunur. Yani tarih de kültürel diğer miraslar da ait olduğu yerde, insanla bütünleşerek korunmalı.

2009 yılında Antakya’da bir iş adamının başlattığı otel projesinin bodrum katı kazısında, Antik Roma Dönemi’nden kalma, dünyada bilinen en büyük tek parça mozaik keşfedilir. Otel projesi ve inşaat süreci bambaşka bir hale gelir. Yaklaşık 30 bine yakın arkeolojik eserin tesadüfen bulunduğu bu proje, bir müze-otel yapımına dönüşür. Elbette ilk planlanandan çok daha uzun sürüyor ve çok daha büyük bütçelere mal oluyor. Hiçbir yapıya zarar vermeden oteli, 26 büyük kazık üzerine inşa ediyorlar. (The Museum Hotel  Antakya)

Kültür varlıkları, gelişime, bilime, sanayiye engel değildir. Tarihine, toprağına, değerlerine sahip çıkabilmek, bilimsel düşüncenin temeli olmalıdır. İstendiğinde yapılabileceğinin örnekleri bizde de dünyada da var. Hasankeyf için ne kadar geç kaldık, bilemem, ama Adana’nın kentsel yapısının çekirdeği olan Tepebağ Höyüğü ve yakın geçmişin izlerini taşıyan mimari örnekleri en kısa sürede korunmalı, kentsel arkeoloji çerçevesinde değerlendirilip halkla bütünleştirilmelidir.

Zeynep ÇETİNKAYA – Türk Dili ve Edebiyatı