fbpx
 

Çok Saçma!

Çok Saçma!

Genç nesle ve genç nesil aracılığıyla da otuzlu yaşlara musallat olan bir sözcük: saçma. 

TDK Güncel Sözlük’e göre bu sözcüğün yedi farklı anlamı var. Burada ele aldığım, “akla uygun olmayan, absürt” anlamıdır.  

Sosyal medyanın bize dayattığı “özetçilik”, ne yazık ki neredeyse birçok meseleyi detaylandırmadan, yüzeysel ve genellikle yanlış anlamamıza sebep oluyor. Karakter sınırları, resmin ya da fotoğrafın boyutu, çeşitli anlamlara gelebilecek ve yeterince açık olmayan cümle kuruluşları… Bütün bunlar sadece telefon ya da bilgisayar ekranına sıkıştırılmakla kalmıyor, aynı zamanda –hiç sebep yokken- az sözle çok şey ifade etmeye çalışmaktan ötürü sözcük dağarcığımızı da gittikçe azaltıyor.  

Ünlü Çin bilgini Konfüçyüs’e sorulan, ülkeyi yönetmeye başlarsanız ilk ne yapardınız, sorusunun meşhur cevabını bilmeyenimiz yoktur: “Önce dilden başlarım.” diyor. Şaşırıyor herkes. “Ya bunca kargaşa var, bunca iş varken dilden mi başlarsın?” “Evet, dilden.” diyor. “Çünkü dil kusurlu olursa sözcükler düşünceyi iyi anlatmaz. Düşünce iyi anlatılmazsa yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa  adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte, bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.” 

Dilin zenginliği dildeki kelimelerin niceliğinden çok, o dildeki kelimelerin kullanım alanları ve farklı anlamları üzerine belirlenir. Aklımızın almadığı, anlamadığımız, üzerine düşünmek istemediğimiz ve yorumlamaktan çekindiğimiz her durumun/olayın insanlardaki karşılığı “saçma” sözcüğü olmamalı. Zihnimizi düşünme eyleminden soyutlamadan, düşünceyi kendimize yük görmeden ve sosyal varlık olmamızı düşünce eylemine borçlu olduğumuzu unutmadan alınacak basit bir önlemle bu sözcüğün kullanımını mümkün olduğunca azaltabiliriz. 

Yeni nesil, bir konu hakkında sözlü ya da yazılı olarak kendini ifade edebilme yeteneğini gittikçe kaybediyor. Alınabilecek en güzel önlem teknolojiyi de çözüm sürecinin içine dahil ederek okuma ve yazma etkinliklerinin niteliğini arttırmak ve öğrencileri gereksiz görsel paylaşımlardan uzak tutmaya çalışmak. Bu başarılabilirse okuduğunu anlayan, okuduğunun üzerine yorum yapabilen, okuduğundan çıkarımlar yapabilen, herhangi bir düşünce ya da duyguyu sözlü olarak daha doğru cümlelerle ifade edebilen bir nesli görmek çok uzun sürmeyecektir. 

 Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni 

 Yaser ALTINÖZ