fbpx
 

Çocuklarda Yaratıcılık

Çocuklarda Yaratıcılık

Okul öncesi dönem (0-6 yaş), insan yaşamının en önemli gelişim dönemidir. Bu dönemde çocuklar birçok duygunun, davranışın, bilişsel ve motor becerilerinin adımını atar ve geliştirir.

Yaratıcılığın temelinde sorgulama ve düşünme vardır. Yaratıcılık yeni bir şey yaratma anlamına gelir. Yaratıcı düşünce ise buluşçu, sorunlara özgün çözümler getiren, farklı ve özgür düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlayan bir düşünce biçimidir.

Her çocuk yaratıcı düşünme yeteneğiyle dünyaya gelir. Okul öncesi çocuklarında yaratıcı düşünme becerileri doruklara ulaşır. Bu olağanüstü dönemde mevcut olan yaratıcılığı desteklemek ve geliştirmek biz ebeveynlere ve eğitimcilere düşmektedir.

Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren çevrelerini tanımaya ve keşfetmeye başlarlar. Bu dönemde ebeveynin takındığı kısıtlayıcı, engelleyici tavırlar, yaratıcılığı ve hayal gücünü olumsuz etkiler. Aynı şekilde okul ortamında eğitimin tamamen öğretmene bağlı olması, çocuğun eğitimin planlama sürecinde aktif rol olmaması da yaratıcılığın gelişimini sekteye uğratır. Çabuk körelmeye meyilli olan yaratıcılık potansiyelini yok etmek işte bu kadar kolaydır.

Çocukta özgür düşünce yapısı oluşturarak onların da birer birey olduklarını benimsetmek, okul öncesi eğitimde temel bir amaçtır. Çünkü özgüvenli bir çocuk her alanda başarı göstermeye yatkındır. Özgüvenli bir çocuk yetiştirmenin en önemli kuralı ise onları anladığımızı ve gerçek anlamda dinlediğimizi hissettirmektir. Çocukların kimi zaman bize anlamsız gelen düşünceleri onlar için anlam yüklüdür. Onları anladığımızı her zaman belli etmeli, düşüncelerine ve tercihlerine önem vermeliyiz.

Okul Öncesi Çocuklarında Yaratıcılığı Desteklemek İçin Neler Yapmalısınız?

  • Öncelikle düşüncelerinin değerli olduğunu onlara hissettirmelisiniz.
  • Bir problem karşısında onlardan da çözüm üretmelerini sağlamalı, onlara beyin fırtınası yaptırmalısınız. Ayrıca kendi problemlerini kendilerinin çözmesine teşvik etmelisiniz.
  • Tercihlerine saygı göstermelisiniz. ‘Ağaç pembe olmaz, yeşil olur’ gibi kalıplaşmış düşüncelerden çıkıp hoşgörülü ve destekleyici olmalısınız.
  • Alışılmışın dışında olan sorularını mutlaka cevaplamalısınız. Merak duygusunu engellemek yaratıcılığı köreltmektir. Unutmayalım ki çocukların ebeveynlerden ve eğitimcilerden duydukları cevaplar, bilinçsiz çevrelerden edindikleri cevaplardan daha sağlıklıdır.
  • Çocuğa uyarı yönünden zengin ve uygun bir ortam sunmalı, oyuncak seçerken yaratıcılıklarını geliştirecek oyuncaklar seçmeye özen göstermelisiniz.
  • Çocuğun bir materyali işlevi dışında farklı şekilde kullanmasına fırsat vermelisiniz. Örneğin, bir kumanda neden bir mikrofona olmasın? Ya da iki metal kaşık neden bir müzik aletine dönüşmesin?

 

Her çocuk farklıdır. Bu açıdan yaratıcılıklarını gösterdikleri alanlar da farklı olacaktır. Kabul edelim ki çocuklardaki hayal gücüne biz yetişkinler erişemeyiz. Fakat onları anlayabilir, düşüncelerine saygı gösterebiliriz. Bu sayede ilgi gösterdikleri alanları keşfedebilir ve yaşamlarına olumlu katkılar sağlayabiliriz.

Bırakın gökyüzü yeşil, çimler mavi olsun. Yeter ki çocuklar mutlu olsun…

TUĞÇE TÜMSE




444 3 725