fbpx
 

Aynı Kitabı Tekrar Tekrar Okumak

Aynı Kitabı Tekrar Tekrar Okumak

Türk Dil Kurumu resmî sitesine girip “kitap” kelimesinin karşılığını araştıracak olursanız karşınıza şunlar çıkacaktır:

  1. Ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kağıt yaprakların bütünü.
  2. Herhangi bir konuda yazılmış eser.
  3. Kutsal kitap.

Yukarıdaki açıklamalara baktığımda açıklamaların benim için yeterli olmadığını görüyorum. Resmi bir kurumun bir kelimenin karşılığı olarak yazmış olduğu bu açıklamalar, kitabın yüzeysel özellikleri hakkında bilgi verse de kitabın anlamı ve derinliğini anlamamız adına çok az içerik sunuyor.

Peki, bu şekilde düşünmemi sağlayan nedir o zaman? Bugünlerde üçüncü defa okumaya başladığım Jared Diamond tarafından çok büyük bir emekle ve çok uzun bir zamanda yazılabilecek “Tüfek, Mikrop, Çelik” isimli muhteşem kitap.

Kitabın yazarı aslında bir fizyoloji profesörü. Ancak kitap ilerledikçe görüyorsunuz ki yazarımız coğrafya, antropoloji, dil bilimleri ve daha birçok alanda fazlasıyla donanımlı. Her satırda karşınıza çıkan ve uzun çalışmalar sonucu elde edilen bilgiler, size yazar hakkında ciddi bir fikir veriyor. Böylece kitabın içinde gezindikçe tarihin bize öğrettiklerini nedenleri ile kavrama şansına ulaşıyorsunuz.

O halde bizler önce kitap içinde bir dünya turu atalım. Kitabın yazılması aslında bir soru ile başlıyor diyebiliriz. Papua Yeni (eski adı Yeni Gine) yerlisi olan Yali, yazarımıza sorusunu yöneltir. Soruyu merak etmenizi beklediğimden burada Yali’nin sorusunu yazmayacağım. Biyoloji öğretmeni ve öğrenme aşığı olarak doğru soruların dünyayı kökünden değiştireceğine inanıyorum. Bu önermeyi başka bir önerme ile bağlayacak olursam şunu söyleyebilirim; cevaplar her zaman yeni soruları doğurur. Kitabın kahramanı diyebileceğimiz Yali bir soru sorar. Aslında bu soru insanın kendine sorduğu bir sorudur.

Yazarımız kitabı yavaş ve bilgece işlemeye başlar. Kitabımızdaki haritalardan bir tanesi bize yeryüzünde hepimizin neredeyse üç öğün arasının iyi olduğu bitkinin yayılışı ile ilgili bilgi verir ve bugün çok tüketilen beş bitki türünün dünyayı nasıl değiştirdiğini kitabın sayfalarında tırmandıkça daha çok görürüz. Dünya tarihini, siyasetini ve en başta ekonomiyi nasıl etkilediğini bitkiler üzerinden anlamak kadar doğal bir durum olamaz aslında.

Günümüzde yaşanan ve maalesef yaşanmaya devam edecek olan birçok hastalığın yine bu bitkilerle fazlasıyla yakından ilişkili olduğunu özellikle belirtmeliyim. Dünya dönmeye devam ettikçe de bu paradoks varlığını koruyacak. Karnımızı doyurduğumuz şey bizi hasta edebilir. Bu zincirin bir halkasını da yukarıda oluşan sorunları çözmek için uğraşan farmakoloji oluşturur.

İnsanlar önce karnını doyurmak ister. Sonra aklına seyahat etme düşüncesi gelir. Bu durum beraberinde yolları, savaşları ortaya çıkarmıştır. Belki de bu yüzden MÖ 8000-6000 yıllarında karnımızı doyurmak için etinden ve sütünden faydalandığımız hayvanları evcilleştirdik. Sonra mı ne oldu? Tarihin en önemli seyahat ve savaş makinesi olan otçulları MÖ 4000-2500 yılları arasında evcilleştirmeye başladık.

Evlerimizin sadık dostları ise MÖ 10000 yıllarında bizimle olan yolculuğuna başladı. Neden sadık olduğunu tarih gösteriyor. Belki de hiç kimse yokken onlar vardı.

Tüfek, Mikrop, Çelik’ i üçüncü defa okumaya başladım, demiştim. Aslında dördüncü okumamdan öncesindeyim desem daha mutluluk verici olur. Kısaca zamanla bende çok kitap okumak değil de aynı kitabı tekrar tekrar okumanın çok daha faydalı olduğu düşüncesi belirdi. Tabi ki baş ucumda çok sayıda kitap olması şartıyla.

NOT: Bu yazı bir tavsiyedir.

Özer Özkul – Biyoloji Öğretmeni




444 3 725