fbpx
 

Atatürk ve Matematik

Atatürk ve Matematik

Atatürk, ileri görüşlü bir asker ve siyaset adamı olmanın yanı sıra, çok yönlü bir eğitimciydi. Dil ve tarih alanında yaptığı çalışmalarla birlikte matematiğe olan ilgisi herkes tarafından bilinmektedir. Çocukluk yıllarımızdan bu yana Atatürk’ün Selanik Askeri Rüştiyesi’nde kendisine “Kemal” adını veren matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’yle olan anısı hepimizin hafızasına yer etmiştir.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, kurulan genç cumhuriyetin istediği gelişmişlik düzeyine ulaşabilmesi için eğitimin öneminin çok büyük olduğunun farkındaydı Ulu Önder. Türk gençliğine her zaman büyük önem vermiş ve geleceğin gençlere ait olduğunu, refah seviyesi yüksek bir ülke olabilmenin ancak gençlerle olabileceğini biliyordu.

Askeri dehası tartışılmayan büyük kurtarıcı Ulu Önder Atatürk’ün akıl ve bilim üzerine şu sözleri bizim ışığımız olmalı:

“Benim manevi mirasım, akıl ve bilimdir.”

“Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üstünde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fenle olur. İlim ve fen nerede ise oradan bulup alacağız.”

“Matematiği kullanmayan bilimler ele aldığı konularda ancak dış yapıyı inceleyebilirler.”

“Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır.” diyen Ulu Önder, matematiğe verdiği önemi her fırsatta dile getirmiştir.

Bir matematik problemini ya da işlemini çözmenin ilk adımı soruyu iyi anlamaktır. Matematik soyut olarak algılanan bir ders olduğu için öğrenilmesi zor olarak kabul edilmektedir. Öğrenilmesi zor olarak kabul edilen bir dersin anlamı bilinmeyen kelimeler içeren bir dil ile öğrenilmesi ise daha zordur. Atatürk, Türkçenin sadeleştirilmesini, bir bilim dili olabilmesi adına da istemiştir. Bunun için 12 Temmuz 1932’ de Türk Dil Kurumu’nun kurulması talimatını vermiştir ve aramızdan ayrılmadan bir yıl önce yayımlanan bir de geometri kitabı yazmıştır. Bu kitapta, kullanılan yeni terimler ayrıntılarıyla açıklanmış ve üzerlerine örnekler de verilmiştir. Bu kitap geometri öğretenlere ve bu konuda bilgi edinmek isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığı’nca yayımlanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk bu geometri kitabını yazarak, matematiğe daha anlaşılır yeni terimler kazandırmak istediğini 13 Kasım 1937’de Sivas‘ta, 1919 Sivas Kongresi’nin yapıldığı lise binasında girdiği bir geometri dersinde ortaya koymuştur.

“Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır.” diyerek dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır.

Sizin de gördüğünüz gibi Atatürk’ün yaşamında matematiğin önemi bugüne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmenin ona “Kemal” ismini vermesinden çok daha ötedir. Matematiğin bilimsel gelişme açısından anlaşılır bir dille öğretilmesi gerektiği fikri ve bu konudaki çalışmaları sayesinde bize kazandırdığı onca güzelliğe ve yeniliğe bir yenisini daha eklemiştir.

Yolunda yürüyeceğimize ant içtiğimiz Ulu Önder Atatürk’ün çizdiği yolda hiç durmadan devam edeceğiz. Onun matematiği ne kadar çok önemsediğini ve sevdiğini tüm Türk gençliğine anlatmak ise; bizim yegâne görevimizdir.

Elif Tatar



444 3 725