fbpx
 

Akla Giden Yol İlimden Geçer

Akla Giden Yol İlimden Geçer

Teknoloji sayesinde çok çeşitli ve büyük kolaylıklara ulaştık, dünya parmaklarımızın ucunda avucumuzun içinde artık. Uçak, vapur, tren, otobüs, otomobil, motosiklet vb. teknoloji değil mi?

Radyo, televizyon, cep telefonu, bilgisayarlar… Teknoloji, hem iyi hem kötü dost! Bir yandan hayatımızı kolaylaştırıyor bir yandan da olmadık hastalıklara davetiye çıkarıyor.

Savaş teknolojisi o kadar hızlı gelişmiştir ki insanlığın üstüne bir korku kabusu gibi çökmüş durumdadır. II. Dünya Savaşı’nda bizzat kullanılarak Japonya’nın Hiroşima ile Nagazaki kentlerinde yüz binlerce insanın topluca katledilmesine neden olan ve milyonlarca insanın genetik zaviyesini nesiller boyu bozan NBC (Nükleer, Biyolojik ve Kimyasal) silahlar, enerji üreten nükleer santraller, atom ve hidrojen bombalarını teknoloji geliştirmedi mi?

Eskiden savaşlarda ok, yay, kalkan, kılıç, mızrak, topuz ve el yapımı silahlar kullanılırdı. Barutun icadı ile savaş teknolojileri değişti, kılıcın yanına tüfek gelip yerleşti.

Meşhur destan ve halk kahramanımız Köroğlu’nun tüfek için söylediği, delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu, mısrası tarihimize altın harflerle yazıldı.

Teknolojiye ilme ve bilime önem veren Fatih Sultan Mehmet Han, Macar ustalarla iş birliği içinde döktürdüğü dev toplarla Bizans’ın, yıkılamaz, dediği İstanbul surlarını adeta hallaç pamuğuna döndürmüştü. Keza yine o çağda büyük bir mühendislik hesabı yaparak gemileri karada yürütüp Haliç’i geçerek Bizans’ı almayı başarmıştır.

Teknolojinin gelişimi o kadar hızlı olmaya başladı ki akıllara durgunluk veren, baş döndürücü bir süratle yeni icatlar birbirini kovalıyor ve sıra sıra insanlığın hizmetine sunuluyor.

Büyük Önder Atatürk’ün kurduğu genç Cumhuriyet akıl, bilim, ilim ve fen dalında tüm kurum ve kuruluşları ile birlikte şaha kalkmış: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü ile özdeşleşen Atatürk, bunun gibi birçok sözü ile de yol gösterici olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk yaptığı devrimler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasında liderlik etmiş büyük önderdir ve ilim üzerine söylediği sözlerinden bazıları şöyledir:

-Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

-Milletlerin, toplumların ve kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur.

-İlim tecrübe ile olmaz, inceleme ile olur.

-Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.

-İtiraf ederim ki düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü medeni buluşlardan yararlanmak zorunluluğudur. İlim gerçeği bilmektir.

Kurtuluş Savaşı’nda Türk halkını örgütlemiş, Kahraman Türk Ordusu’nu en iyi şekilde komuta edip ülkesine bağımsızlık kazandırmış Ulu Önder Atatürk, bakın hangi tür ordunun öneminden bahsediyor: “Bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, bir ulus ilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. Bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir ilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır.”

Atatürk’te temel kural ve amaç, çağdaş olmaktır. Bunun da yolu bilim ve teknikten geçer. Bilimin insan yaşamındaki en gerçek yol gösterici olduğuna dikkatlerimizi çekmiştir.

Biz de nanoteknolojilerinin yükseldiği bilim çağında, akla giden yol ilimden geçer, diyor ve bilim insanlarımıza kolaylıklar ve başarılar diliyoruz.

Tuğba Özütok Altay




444 3 725