fbpx
 

Işık Öğütçü Babası Orhan Kemal’i Anlattı

Işık Öğütçü Babası Orhan Kemal’i Anlattı

Işık Öğütçü Orhan Kemal’in en küçük çocuğudur. Son dönemlerde Orhan Kemal’in anısını hak ettiği ölçüde yaşatmak için oldukça başarılı çalışmalar yapan Işık Öğütçü, Türk Edebiyatı’nın değerli kaleminin günlük ve şiirlerini derleyerek yayınlamıştır. Yakın dönemde eserlerin büyük bir bölümünün de İngilizce ve diğer dillere çevrilmesi için çalışmalar yürüten Işık Öğütçü, Cihangir’de Orhan Kemal adına bir müze ve ayrıca bir de internet sitesi açmıştır.

Orhan Kemal’in oğlu, Orhan Kemal Müzesi’nin kurucusu ve araştırmacı-yazar Işık Öğütçü, öğrencilerimizle okulumuzun kütüphanesinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Öğütçü, söyleşiye katılan öğrencilerin sorularını da yanıtladı.

“2017 Yılın Yazarı Orhan Kemal” etkinlikleri kapsamında düzenlenen söyleşide Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü, babasını anlattı. Orhan Kemal’in cezaevi yıllarında çok sıkıntı çektiğini anlatan Öğütçü, “Babam gelen tekliflere rağmen kalemini satmadı. O, kalemini toplum yararına kullandığı için ölümsüzleşti” dedi. Orhan Kemal’in hayatını ve anılarını anlatan Işık Öğütçü, usta yazarın çok fazla kitap okuduğuna değindi. Babası Orhan Kemal’in hayatının büyük bir mücadeleyle geçtiğini ifade eden Öğütçü, cezaevi yıllarının aile olarak kendilerini çok etkilediğini belirtti.
Öğütçü, “Düşünce suçundan dolayı cezaevine giren babamla birlikte biz de çok sıkıntılar çektik. Babayı cezaevine atınca aslında tüm aileyi de hapsetmiş oluyorsunuz. O yazacak bizim de karnımız doyacaktı. Babam cezaevindeyken hem maddi hem de psikolojik sıkıntılar çektik. Babam Orhan Kemal çok teklif gelmesine rağmen asla kalemini satmadı. O, kalemini kişisel menfaatleri için değil, toplumun menfaatleri için kullandı. Bunu yaptığı için zaten Orhan Kemal ismi ölümsüzleşti” dedi.

 

Orhan Kemal ile Nâzım Hikmet’in Bursa Cezaevi’nde çok sıkı bir dostluğa imza attıklarını da değinen Işık Öğütçü, “Babam Orhan Kemal ilk olarak şiir yazmaya başlamış. 1940’lı yıllarda Nâzım Hikmet ile yolları Bursa Cezaevi’nde kesişince şiirlerini gösterme imkânı bulmuş. Nâzım Hikmet, Orhan Kemal’e düz yazı, roman yazması için önerilerde bulunmuş. Yani Orhan Kemal’i Nazım Hikmet roman yazmaya yönlendirmiş. Babam Nâzım Hikmet’e her zaman hayranlık duyardı. Onu mahcup etmemek için çok çalışmış ve birçok esere imza atmış. 300’e yakın film senaryosu yazmış. Kitapları birçok dile çevrilerek uluslararası alanda okunur hale gelmiş. Hayatı hep mücadeleyle geçen Orhan Kemal, çok sayıda edebiyatçı arasından sıyrılarak evrensel alanda isme kavuşmuş” diye kaydetti.
Söz alan öğrencimiz Umut Kağan Alakuş’un Orhan Kemal’in roman konularının genellikle neler olduğunu sorması üzerine yanıt veren Işık Öğütçü;
Orhan Kemal’in aynı kuşaktan olan birçok yazardan farklı olarak, eserlerinde köyden kente göç eden köylü işçilere yer verdiğine değindi. ‘’Kendisi de işçi olan bir yazar olarak yapıtlarında işçiler ve çalışma yaşamına yer vermesi ayrıca önemlidir. Sanayileşmeyle birlikte değişen çalışma yaşamını, şehirde geçim derdine düşmüş işçilerin kaygılarını, yaşam mücadelelerini anlatır. Tarla ırgatlarından fabrika işçilerine uzanan, kimi zaman çalışanları, kimi zaman işsiz insanları konu edinen, önce ekmeği düşünerek ekmek kavgası veren yoksul kesimin yaşamını anlatan öykü ve romanlar yazmış, insan toplum ilişkilerini yalın bir anlatımla, gerçekçi bir dille yansıtmıştır. Tüm bu devinim bir estetik duruşla okuyucuya aktarılır. Bu aktarımda yazar görüşlerini ne kadar açık etmezse, eser için o kadar iyi olur. Amaç, anlatılan konudan ve eylemden kendi kendine doğmalıdır. Yani hareketin kendisinden çıkmalıdır. Böylece Orhan Kemal ortaya atılıp okura, gösterdiği toplumsal çatışmaların gelecekteki tarihi çözümlemelerini anlatma zorunluluğu duymaz. Bir edebiyat eserinin birebir diziye, filme uyarlanması kolay bir süreç değil. Bu süreçte pek çok etken edebiyat eserinin uyarlanması sırasında değişmesine etken olabiliyor. Bunu da bir yere kadar anlayışla karşılamak gerekiyor. Ben burada kitabın konusunun yüzde yüz değişmeyeceğini bilerek, uyarlamaların yazarın toplumsal hafızada tekrardan canlanmasına, hatırlanmasına vesile olmasını önemsiyorum. Çok geniş bir kesime film ve dizilerle ulaşma imkanı bulabiliyorsunuz. Böylece yazarla okuyucuyu tekrar buluşturma, okumadığı kitapları alıp okuma fırsatı yaratabiliyorsunuz.’’ dedi.

 

 

ziyaretçi geliyor. Müzemizi edebiyat müzeleri içinde çok önemli buluyorlar. Bu da Türkiye için gurur verici bir durum. Belirtmeliyim ki, bir halk yazarına yakışır şekilde müzemize de giriş ücretsizdir. Müzeyle birlikte kitap satış yerimiz ve “İkbal Kahvesi’’ de faaliyetini sürdürüyor. Müzeye gelirken Orhan Kemal’e gelirsiniz, giderken onunla kol kola çıkarsınız. Kendisi sıcak bir insandı, sanırım müzesi de aynı duyguyu veriyor. Zaman zaman beni tanımadan soruyorlar, “Siz görevli misiniz?” Cevap veriyorum, “Müzenin bekçisiyim!”. Orhan Kemal Müzesi’nin bekçiliğini, pek çok şatafatlı unvana tercih ederim. Ne güzel şeydir biliyor musunuz, “Orhan Kemal Müzesi’nin bekçisiyim,” demek.’’ Diyerek  duygusal bir yanıt verdi.

Hazırlayan: Sezen Yılmaz