fbpx
 

ERAL Öğrencileri Profesyonel Tiyatroculara Taş Çıkarttı

ERAL Öğrencileri Profesyonel Tiyatroculara Taş Çıkarttı

ERAL öğrencilerinden oluşan tiyatro topluluğu Sabancı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdikleri gösteriyle izleyicileri büyüledi. Her biri adeta profesyonel tiyatro oyuncusu gibi rollerin gerçekleştiren öğrenciler, tiyatroseverler tarafından tam not aldı.

Uzun çalışmalar, günlerce süren provaların ardından büyük gün gelip çatmıştı. ERAL öğrencilerinden oluşan tiyatro ekibi yüzlerce kişinin karşısında uzun süredir hazırlandıkları oyunu sergilemek için hazırdı. Başta öğrenci, öğretmen ve velilerden oluşan büyük ERAL ailesi olmak üzere çok sayıda kişi Sabancı Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda OTOGARGARA oyunu için yerini almıştı. Sonunda beklenen an geldi. Perdeler açıldı ve oyun başladı.
ERAL öğrencilerinden oluşan oyuncu kadrosu her ne kadar heyecan dolu olsalar da, sahneye yansıttıkları oyunculukla profesyonel tiyatro oyuncularına taş çıkarttı. Gösteriyi bütün salon ayakta alkışladı. Hülya Yıldırım’ın Yönetmenliğini, öğrenciler Doğa Kurtar, Buse Feride Altun, Özbey Topal, Tuğcan Dalyan, Süleyman Manap, Yiğithan Üstün, Direnç Akarsubaşı, Mısra Sevindik, Ahsen Uğurses, Altuğ Altunbağ, Taylan Sarıtürk, Sami Batuhan Gaffaroğlu, Ardan Can Şeker, Aybala Tat, Ranya Kavak, Doğa Alkan, Cem Güzel, Çağdaş Göker, Mehmet Evre ve Melis Ekin Sarıçam’ın oyunculuğunu, Nursever Samur, Gülsen Ever’in Asistanlığını üstlendiği gösteri izleyicilere adeta bir tiyatro ziyafeti yaşattı.

ERAL’ın sanata son derece önem veren bir eğitim kurumu olduğunu belirten ERAL yetkilileri, “Çocuk hayatı oyun oynarken öğrenir. Bireysel özelliklerini tanır, sosyal, zihinsel becerileri gelişir. Çocukların rol aldığı tiyatro oyunları onları eğlendirirken, sosyal ve duygusal, estetik, yaratıcı düşünme becerilerinin gelişimine katkı sağlar. Ülkemizde özel ya da ödenekli tiyatrolar Çocuk Tiyatrosu birimlerini kurmuş olmalarına karşın gençler için böyle bir çalışmanın varlığından söz edemiyoruz. Gençlik tiyatromuzun olmayışı yazarlarımızın da bu alana gereken ilgiyi göstermemelerine neden oluyor. Bu noktada eğitim kurumlarının bu alanda yapacakları çalışmalar bir yandan katılımcı öğrencilerine tiyatroyu sevdirip sosyalleşmelerine destek olurken diğer yandan Türkiye’de gençlik tiyatrosunun temellerini atmaktadır. Tiyatro, tüm sanat dallarını içinde barındırır. Başta resim, müzik, olmak üzere, birçok alanda öğrencinin kendisini ifade etmesine olanak sağlar. Farklı alanlarda sorumluluk alan öğrenci, hem grubu oluşturan, hem de yönlendireni olarak gerçek anlamda demokratik bir çalışma ortamının parçası olur. Bu demokratik paylaşım ortamına fırsat vermesiyle de tiyatro önemli bir eğitim aracı görevi üstlenir.

Tiyatro, herhangi bir didaktizme açmadan, gençlerimize bu dünyayı ve insanları bütün karmaşasıyla sorunları ve çözümleriyle gösterme, bir çeşit “dünyayı okuma” fırsatı verir. Dünyayı okuyabilme yetisi kazandırır. Kendilerine bakma, kendi kendilerini yargılamalarına ve değerlendirmelerine yardım eder. Bu bağlamda, okullarda, tiyatronun önemi ve yararları, gün geçtikçe daha çok fark edilmeye başlanması sevindiricidir. Bir sosyal etkinlik olarak yapılan tiyatro çalışmaları, katılımcıların her birine, sorumluluk alma ve sorumluluk verme, grup içinde kendini doğru ifade edebilme, başkalarını dinleme, çevresinde olanlara karşı duyarlılık kazanma, empati kurabilme gibi özelliklerle öğrencinin kişisel gelişimine önemli ölçülerde katkıda bulunur. Böylece, grupla çalışmanın verdiği disiplin anlayışı öğrencinin günlük yaşamına da yansıyarak derslerdeki başarı grafiğinin yükselmesini sağlar. Bunu fark eden, bu durumun bilincinde olan eğitim kurumlarının tiyatroyu önemsediği, okullarında tiyatro çalışmalarına ağırlık verdiği bir gerçektir. Okul çatısı altında yapılabilecek böyle bir sosyal etkinlik, hem süreci yaşayan katılımcı öğrenci açısından, hem de seyirci olarak, gencin kişisel gelişiminde olumlu katkıları bakımından yararlı olur. ERAL olarak biz de çocuklarımızın tiyatro alanındaki başarılarını ortaya koymalarını sağladık .Bu anlamda bize destek olan başta tiyatro öğretmenize oyunumuzda yer alan tüm öğrencilerimize teşekkürlerimizi sunarız” diye konuştu.

Süleyman Manap

Her şey Cihan Hocamızın gelip tiyatroda sen de oynuyorsun demesiyle başladı. İlk başta şaşırdım tamam deyip geçiştirdim yalan yok ama sonra işin ciddiyetinin farkına vardım. Sıkı bir çalışmanın sonunda oyunumuz sonunda kıvama gelmişti. Son gece her dakika kafamda repliklerimi okuyup duruyordum… Oyun zamanı geldi çattı. İlk sahne benim olduğu için ayrı bir heyecanlıydım. Çok şükür oyun mükemmel geçti ve izleyicilerden tam not aldık. Herkesin emeğine sağlık.

Yiğithan Üstün

Aslında ilk başta eğlencesine katılmıştım. Ama sonra baktım iş ciddiye bindi bir anda kendimi sahneye çıkacağımız günde buldum. O güne kadar hiçbir heyecan yoktu. Son provada 5 – 6 cümle unuttum. Tabi Yiğithan Üstün bunun da bir şekilde üstesinden geldi. Sahneye çıkınca gözünün içine vuran ışık, ışıktan dolayı görünmeyen seyirciler ve onların sesleri… Hepsi ayrı bir heyecandı. Arada o günü düşünüp onun heyecanını yaşadığım oluyor. Bunları okurken büyük bir starsın dediğinizi duyar gibiyim, bunu biliyorum lütfen başka şeyler söyleyin ne de olsa bir Yiğithan Üstün kolay yetişmiyor.

Buse Feride Altun

Çocukluğumdan beri tiyatroda oynamak hayalimdi ve bunu sonunda gerçekleştirme fırsatım oldu. Tiyatro sayesinde içimdeki köylü ruhu ortaya çıkmış oldu. Unutulmayacak birçok anımız oldu. Ama hiçbir zaman kahkahalarımız eksik olmadı. Özellikle sahne arkası anlatılmaz yaşanır. Buradan Süleyman’a yaşattığım zorluklardan dolayı özür diliyorum. Tek sıkıntı oynadığım oyunda kızım rolündeki Ahsen’in benden baya uzun olmasıydı.

Mısra Sevindik

Tiyatro gününe kadar hiçbir sıkıntı yoktu. Hatta heyecanlananlara “Ne olacak sanki alt tarafı bir sahneye çıkacağız” diyordum. Ta ki sahneyi görene kadar. Son provada heyecandan bütün replikler aklımdan uçtu. Neyse ki sahnede sıkıntı olmadı. Çok güzel bir çalışmaydı. Aile gibi olduk ve hala öyleyiz. Keşke 12. sınıfa geçmeseydik ve bu sene de katılabilseydik. Sizi seviyoruz, bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederiz.

Sami Batuhan Gaffaroğlu

O gün gelmiş çatmıştı. Herkes çok heyecanlıydı. Haftalarca provalar yapmıştık. Yılmadan devam ettik ve o saat geldi. Heyecanımı bastırmak için oradan oraya atlıyordum. Ve sahne perdesi açıldı, alkışlar yükseldi. Herkes bize bakıyordu ve biz de selam verip sahne arkasına geçtik. İlk sahne başladı. Süleymanımın sahnesiydi. Ne de komikti ama Simsarım benim. Her sahne geçişinde ben ve ekip dekorasyon için çok koşuşturduk. Her sahne ışığı açılmadan yetişmeliydik. Öyle böyle derken bir de baktım ki benim sahnem gelmişti. Son sahneydi. Heyecanla yerime oturdum ve ışığın açılmasını bekledim. Hop birden açıldı ışıklar. Sahnenin ilk başlarındaydı rolüm. Sıram geldi ve kalkıp “Vinci icat eden adam” diye bağırıp oturdum. Her ne kadar az repliğim olsa da bende çok çalıştım. Ve sonunda her şey bitmişti. Çok güzel bir gündü.

Aybala Tat

Kısa bir sürede birden fazla konuyu ele alarak hem kendimize hem de izleyicilere ders verecek bir oyun çıkarttığımızı düşünüyorum. Biz saniyeler içerisinde rolden role atlayarak mucizeler yarattık. Kocaman bir aile olduk. Herkese verdiği emekler için teşekkür ederim.

Özbey Topal

Bir buçuk ay boyunca heyecana dair hiçbir şeyin olmaması ama sahneye çıktığım ilk an heyecanlanmam bütün durumu anlatıyor zaten. Çok güzel bir etkinlik, çok güzel bir anıydı.

Ahsen Uğurses

Küçüklükten beri hayalimdi sahneye çıkmak. Hiç fırsatım olmamıştı. ERAL olarak bir tiyatroya gittik, Küheylan… Dedim ben de orada olmalıyım. Ötesi yok. Sonra Cihan Hoca’nın öncülüğü ile elime bir fırsat geçti. Kaçıramazdım bu fırsatı. Çalıştık çabaladık ve güzel mi güzel bir oyun çıkardık. Arkamızda kocaman bir ERAL ailesi vardı, şanslıydık. Elimize, emeğimize, her bir ter damlamıza sağlık. Değdi her şeye… Teşekkürler.

Tuğcan Dalyan

Her şey çok güzel gelişti. Kısa ama komik bir oyundu bizimkisi. Fakir baba rolünde oynuyordum. Ve karım rolünde oynayan rol arkadaşıma sürekli “Hanım” diye hitap ediyordum. Bu tiyatroda ki en güzel ve en komik anım ise rol arkadaşımın telefonumda hala “Hanımım” diye kayıtlı olmasıdır.

Ranya Kavak

Tiyatro etkinliğinde verilen emeği, çabayı boşa çıkarmamak en değerli şey bize göre. Gurur duyulan bir tablo ve mutlu yüzler kaldı geride.

Dilara Demir

BKM Mutfağı aratmadılar. Tek kelime ile “MUHTEŞEM” idi. Özellikle Buse ve Süleyman’ı çok beğendim. Herkese verdiği emeklerden dolayı çok teşekkür ederim.

Atahan Berat Baran

Yetenekli bir ekip ile güzel bir gösteri idi. Özellikle Süleyman’ın oynayış tarzı, sahneye hakim olması ve şivesi çok etkiliydi. Ekipteki herkesin emeğine sağlık.

 

Sahneye çıkma heyecanıyla kalpleri çarpan 20 çocuk karşımda duruyor. Ben onlarla teker teker tanışıyor merak ediyordum. Onlarsa tiyatroyu…

“Hocam ne zaman sahneye çıkacağız” Ben gülümsüyorum. İçlerinde birbirini tanıyan, anlaşan ve anlaşmayan var. Garip bir ekip gibi. Her ağızdan bir ses çıkıyor… Ben eyvah! Ve maraton başlıyor…
Temsil günü… Ben offff sesim kısık!

Vakitleri bile yok. Aman tanrım herkes bir şeylerle ilgileniyor. Dekorlar taşınıyor. Işık provası, müzik provası, sahneye girdi çıktı derken herkes terliyordu. Gözlerime inanamıyordum nerede o 2 ay önceki çocuklar bunlar mıydı gerçekten?

Büyümüşler… Yooo yoo abartmıyorum genç olmuş hepsi…

Uyuyan, kimi zaman sıkılan geç kalan veya gelmeyen onlar mıydı? Oysa sadece 2 ay geçmişti. Nasıl olur?
Ama sanatın birleştirici gücü bu…

Sahneye çıkma heyecanı yaşayan kendi bireyselleşme süreçlerinde yeni yeni yaşamı ve karakterlerini tanımaya çalışan küçük çocuklar sanmıştım onları.

Oysa onlar sadece 2 ayda temsil ettikleri başka bedenleri derin ve masum maneviyatlara katıp günden güne ete kemiğe büründüler. Empatinin sonsuz saflığında hem kendilerini hem rollerini büyüttüler. Bir yaşamı kurdular sahnede…

Ve sen Tiyatro…

İnsana ruhun varlığını duygularını hatırlatıyorsun. İnsanın hayata tutunmasını sağlıyorsun. Seni seviyorum. Ama bütün çocuklarım sizleri daha çok seviyorum…

Saat 18:00, temsil saati. Heyecanım korkuya dönüşmüş. Ama ben onlara güç vermeliydim. “Gençler hep birlikte başaracağız.’’

Temsil sonrası…
Başardık!
Çağımızın sınırsız ve hızlı değişkenliğine sonsuz istek ve beklentilerine gereken savaş açıldı. Demokratik düşünmeyi öğrenme biçimi şekillendi.

Hülya Yıldırım